Üretim tarafı "polivalans tablosu", kalite tarafı "yetkinlik matrisi" der. Çoğu zaman aynı şeyi anlatırlar; ama aynı olmadıkları üç yer var ve bu üç yer denetimde ortaya çıkar.
Aynı fabrikada iki farklı tablo dolaşır. Üretim müdürünün duvarındaki tabloda hatlar ve operatörler vardır, kesişimde renkli kareler: buna polivalans tablosu denir. Kalite biriminin dosyasındaki tabloda yetkinlikler ve personel vardır, kesişimde puanlar: buna yetkinlik matrisi denir.
İki tablo çoğu zaman aynı soruyu yanıtlar: kim hangi işi yapabiliyor? Ama üç noktada ayrışırlar ve bu ayrım genelde denetim gününde fark edilir.
Polivalans, bir kişinin kaç farklı işi yapabildiğine bakar — esneklik ölçüsüdür. Yetkinlik matrisi, bir kişinin bir işi hangi düzeyde ve hangi kanıtla yapabildiğine bakar — yeterlilik ölçüsüdür. Birincisi planlama aracı, ikincisi kanıt aracıdır. İyi kurulmuş bir sistem ikisini aynı veriden üretir.
Polivalans tablosunun asıl sorusu şudur: "bu hattı kaç kişi çevirebilir?" Amaç esnekliktir. Bir operatör üç istasyonda çalışabiliyorsa polivalans yüksektir; vardiya planlarken, izin verirken, arıza olduğunda yer değiştirirken bu bilgi işe yarar.
Yetkinlik matrisinin sorusu farklıdır: "bu kişi bu işi ne kadar iyi yapıyor?" Gözetim altında mı yapıyor, tek başına mı, başkasına öğretebiliyor mu? Aynı kişi üç istasyonda çalışabilir ama üçünde de yalnız gözetim altında çalışabiliyor olabilir. Polivalans tablosunda üç yeşil kare görürsünüz; matriste üç tane "2" görürsünüz. İkisi aynı gerçeği anlatmaz.
Pratik sonuç: yalnız polivalansa bakan bir vardiya planı, "yeterli kişi var" der ama o kişilerin hiçbiri işi tek başına yapamıyordur.
Polivalans tablosunda kare boyanır. Kimin boyadığı, neye dayanarak boyadığı ve ne zaman boyandığı çoğu uygulamada yazılı olmaz. Çünkü tablonun amacı planlamaktır; kanıt derdi yoktur.
Yetkinlik matrisinde her puanın arkasında bir şey olması beklenir: eğitim kaydı, sınav sonucu, sertifika, saha gözlem formu. Denetçinin sorusu "tablonuz var mı" değil, "bu kişinin yetkin olduğunu nereden biliyorsunuz" olur. Bu soruya boyanmış bir kare cevap vermez.
Aynı ayrım tersten de geçerlidir: kanıt toplama derdi olmayan bir polivalans tablosu çok daha hızlı kurulur ve günlük planlamada daha pratiktir. Sorun, o tablonun denetimde yetkinlik kanıtı olarak sunulmasıdır.
En sık gözden kaçan fark bu. Polivalans tablosu genellikle tarihsizdir: bir kere boyanır ve öyle kalır. Oysa yetkinliğin bir raf ömrü vardır — sertifika süresi dolar, periyodik eğitim tekrarı gelir, kişi altı ay o işi hiç yapmaz.
Yetkinlik matrisinde her kaydın bir geçerlilik süresi olması gerekir. Süre dolduğunda kayıt kendiliğinden düşmelidir; yoksa tablo, aslında geçersiz olan bir yetkinliği geçerli göstermeye devam eder. Bu, denetimde en çok bulgu çıkan yerdir: kayıt yanlış değildir, sadece eskimiştir ve kimse fark etmemiştir.
Yanlış soru. İkisi aynı veriden üretilir:
Bu üçü varsa polivalans tablosu türetilebilir: bir kişinin "tek başına yapabilir" düzeyinde olduğu istasyon sayısı, onun polivalans derecesidir. Tersi mümkün değildir — boyanmış karelerden seviye ve kanıt üretemezsiniz.
Bu yüzden pratik sıra şudur: matrisi kur, polivalans görünümünü ondan üret.
Hiçbir şey. İki terim de doğru ve ikisi de sahada kullanılıyor. Yalnız aynı toplantıda ikisinin farklı şeyi kastettiğini bilmek gerekir:
Aynı tabloyu iki isimle anmak sorun değil. Sorun, iki farklı ölçüyü tek sayı sanmaktır.
Polivalans "kaç iş", yetkinlik "hangi düzeyde ve neye dayanarak" sorusunu yanıtlar. Vardiya planlamak için birincisi, denetime girmek için ikincisi gerekir. Matrisi seviyeli ve kanıtlı kurarsanız polivalans görünümünü ondan üretebilirsiniz; tersi işlemez.